25 Temmuz 2008 Cuma

MUCİZEYE ŞAHADET



Çocuktuk en son baktığımda arkama. Okula gitmek, ders çalışmak dışında bir sorumluluğumuz yoktu. Sonra yine birden dönüverdim yüzümü boy atmışız, hayallerimiz değişmiş..Artık daha kocaman cümleler kuruyoruz aramızda.Gözümü kırptım ve birden beyazlar giyiverdin.Elinde çiçeğin en mutlu günündü galiba.Uyudum uyandım yanımdaydın, kahvaltı ediyorduk beraber, beyaz giyme sırası bendeydi sanırım.Soluma döndüm ki yine hızla geçiverdi zaman ta ki dün saat 10:10 olana kadar. O geçen 20 yıldan uzun geldi siz içerideyken yaşadığım 40 dk. Hep düşündüm. Bu kadar mı deli akıyor yaşam denilen su? Ne zaman büyüdük?
Dün anne olduğunda anladım .. Büyümüşüz meğer.. Artık 11 yaşında değiliz. Ama yine aynı biz.
Sen aynı marur, kuvvetli , gülümseyen kız ...

Yuvana, ailene, hayata hoşgeldin mucize bebek..

Bana ne diyeceğin nasıl hitap edeceğin hiç mühim değil.. Sadece benim için ne anlam ifade ettiğini bil yeter..

Not: Bu bir telesekreter mesajıdır. Yemekbahane eşrafı 1 hafta buralarda olmayacak :) Kendinize iyi bakın & bizden ayrılmayın !!

Afiyetle,

21 Temmuz 2008 Pazartesi

PATLICAN SALATASI


Nerede kalmıştık ? Patlıcanda mı ? O zaman kaldığımız yerden son sürat devam :)
Cumartesi günü soluğu semtimizde kurulan pazarda aldım. Her yer mis gibi taze sebze ve meyve kokuyordu. Bu ara favorim olan patlıcanlardan gözümü yine alamadım. Bu sefer bostan patlıcanları takıldı gözüme.. Ne yapsam? Ne yapsam? :)
Patlıcan Salatası !!!
Hem bu salata ile Sevgili Neslihan'ın düzenlediği "Yazlık Lezzetler" etkinliğine de katılabilirim !
Yaşasın !!!
Malzemeler:
  • 5 adet bostan patlıcan (ufak seçtiğim için 5 adet kullandım)
  • 4 adet orta boy domates
  • 15-20 adet tatlı sivri biber
  • 4-5 diş sarımsak
  • 1 adet orta boy soğan
  • ince kıyılmış maydanoz
  • ince kıyılmış taze nane (kullanılmasa da olur)
  • tuz
  • 1/2 limon suyu
  • zeytinyağ

Patlıcan, biber ve domatesleri bir fırın tepsisine koyup, fırını ızgara modunda çalıştırıyoruz. Sık sık kontrol edip sebzeleri közlüyoruz.

Közlenen sebzeleri alıp soğumaya bırakıyoruz.

Patlıcanların ve domateslerin kabuklarını soyuyoruz.

Patlıcanları, limon suyu ve zeytinyağı ile iyice eziyoruz. Domates ve biberleri doğrayıp patlıcanlara ilave ediyoruz.

Ufak ufak doğranmış soğan ve sarımsakları, ince kıyılmış maydanoz ve taze naneyi diğer malzemelere ilave ediyoruz. Tuzunu ekleyip bir miktar daha zeytinyağı koyuyoruz ve salatamızı karıştırıyoruz. Servis edeceğimiz tabağa alıyoruz.

Afiyetle,

17 Temmuz 2008 Perşembe

MUSAKKA


Patlıcanın Faydaları:

Yazın patlıcan benim için bir göz bebeği niteliğinde.Şöyle çekirdeksiz, kütür kütür taptaze patlıcanı bulursam hiç kaçırmam hemen alıveririm. Engin'in de ender sevdiği şeylerden biri olunca biliyorsunuz artık bıkana kadar yaparım :)

Patlıcanın pek çok faydası olduğunu biliyoruz. Kalorisi düşük olan bu sebzenin tek kusuru - bence tabii - kızartmadan ya da közlemeden pek bir şeye benzemediği :) Yani direk su ilave edip pişirince benim damak tadıma pek uymuyor :) İşte kilo almamın sebebi de bu ya ... Damak tadımın , pantalon bedenimin sürekli önüne geçmesi :)

İnternette yaptığım küçük bir araştırmaya göre patlıcan,
"Kansızlığı giderir. Karaciğer ve Pankreasın muntazam çalışmasını sağlar. İdrar söktürür. Kilo vermeye yardımcı olur. Böbrek yanması ve ağrısını keser. Sinirleri yatıştırır. Kalp çarpıntısını giderir.Cilt hastalıkları, şeker, mide bağırsak ve karaciğer hastalıkları aşırı derecede olanlar patlıcan yememelidir."

Yani musakka tarifi vermeden önce faydasında sanırım hemfikir olduk :)

Şimdi ben musakkayı usulünce kızartarak yaptım..Ama siz, çiğden yapıp mevzuyu sağlıklı yemek konseptine de dönüştürebilirsiniz elbette :)

Malzemeler : (6 kişilik)

  • 5 adet orta boy patlıcan
  • 250 gr yağsız dana kıyma
  • 1 büyük boy soğan
  • 4 adet domates (rendelenmiş)
  • 1 yemek kaşığı salça
  • 3-4 diş sarımsak
  • tuz, karabiber, kırmızı biber
  • üzeri için domates (ben evde bulunan kiraz domatesleri kullandım) ve sivri biber
  • 1/2 çay bardağı sıcak su
  • kızartmak için sıvıyağ

Patlıcanları alacalı olarak soyuyoruz ve halka halka dilimliyoruz. Tuzlu su dolu kapta patlıcanların karasını almak için bir müddet bekletiyoruz. Havlu ile iyice kurulayıp , kızgın yağda renkleri dönene kadar kızartıyoruz.

Tüm dilim patlıcanları kızarttıktan sonra derince bir tencerenin tabanına patlıcanlarımızı diziyoruz.

Soğanı piyazlık doğruyoruz ve 1 yemek kaşığı sıvıyağ koyduğumuz bir başka küçük tencerede, kısık ateşte iyice öldürüyoruz.

Pişen soğanları patlıcanların üzerine gelecek şekilde koyuyoruz.

Soğanları aldığımız tencerede kıymamızı kavuruyoruz. Salça , tuz, karabiber ve kırmızı biberi ekleyip pişirmeye devam ediyoruz. Son olarak rendelenmiş domatesleri de ekleyip bir müddet kapağını kapatarak suyunu çektiriyoruz. Kıymalı harcımız da hazır olunca patlıcan ve soğanların üzerine eşit miktarda döküyoruz.

Sarımsak, domates ve biberlerle üzerini bolca süsleyip sıcak suyu ilave ediyoruz. Çok kısık ateşte 20-25 dk kadar pişiriyoruz.

Bunun yanına benden tavsiye :

  • Pirinç pilavı
  • Cacık

Afiyetle,

14 Temmuz 2008 Pazartesi

PONY PASTA - 2 & GÖRECELİ BİR KAVRAM : MUTLULUK

Mutluluk Tarifleri

Bugün gelen ve çok hoşuma giderek okuduğum bir emailden yola çıkarak yazmak istedim yazımı. Emailin konu alanında aynen böyle yazıyordu: "Mutluluk Tarifleri"
Nedir mutluluk ? Bakın gelen emailde bir kaç örnek vermiş :
  • Belki on yere CV' nizi bıraktınız. Ama tık yok. Tam bu topraklara sitem etmekteyken bir telefon! MUTLULUK çalan telefonun sesinde ...
  • Hava buz gibi. Donarak geliyorsunuz eve. Ocağın üstünde çaydanlık! MUTLULUK içinizi ısıtan evinizde ...
  • 'Oğlum doktor' diyorsunuz. MUTLULUK duyduğunuz gurur..
  • Onu ilk kez görüyorsunuz. Camın arkasında, minicik, pembe, uyuyor. MUTLULUK dünyanıza yeni katılan üyenin ta kendisi..
  • Üç gündür aklınız başınızda değil. Bir test sonucunu bekliyorsunuz. Zaman geçmek bilmiyor. Nihayet... Yaşasın! MUTLULUK haberin kendisinde...
  • Tatile çıkmaya iki gün kalmış. MUTLULUK heyecanın içinde..

Hiç düşünüyor muyuz acaba ? Aslında belki de farketmeden nasıl bazı şeylerin bizi mutlu edebildiğini ?

Bu mail bana bunu düşündürttü bu sabah. Sonra durdum ve önemsemediğimi sandığım anlarda bile aslında nasıl mutlu olabildiğimi tespit etmeye çalıştım. Sonra benim de tıpkı yukarıdaki gibi değişik örneklemelerim olduğunu tespit ettim.

  • İş dönüşü evin kapısını açıyorum.Genelde dağınık ya da bir köşede öylece duran terliklerim yan yana tüm tertibi ile olması gerektiği yerde duruyor.Anlıyorum : Annem buraya gelmiş :) Ev derli toplu, mis gibi yemekler kokuyor :) "Mutluluk, gölgen gibi sana hissettirmeden, senin yanında olduğunu bildiğin bir güç kaynağı"
  • "Yaşasın bugün cuma !" diyebilmek... Kim bilir kaçıncı cuma ? Ya da daha kaç cuma var ! "Mutluluk, anlamı olmasa da o güne anlam katmayı bilmek.."
  • Güle güle kullan yeni ayakkabılarını ! "Ayy evet, dün aldım. Çok güzeller değil mi?" :) "Mutluluk, çocuklukta kaldığını sandığımız ama aslında hiç bitmeyen o çocuksa sevincimiz"

Daha neler neler yazılır, örnekler verilir..Şimdi siz de bir mutluluk nedeni bulun kendinize.Bu yazıma yorum yazarsanız sizi nelerin mutlu edebildiğini yazın.İnanın düşünürken ve yazarken bile mutlu olacaksınız.

Beni mutlu eden bir başka şeye geçelim şimdi de.. Pastalara..



Bu pastayı Aylin ile Mayıs ayında yapmıştık. Daha çok koyacak pastamız var...Ama yaz nedeniyle stoklarımızı kontrollü harcıyoruz :)

Afiyetle,

11 Temmuz 2008 Cuma

MUHAMMARA

Işık için :)

Başlığa anlam mı veremediniz? Anlatıyorum hemen :)
Işık , benim sıkı bir takipçim .. Aynı şirkette çalışıyoruz ve biliyorum ki hiç bir yazımı kaçırmadan takip ediyor !
Bu sabah bana şöyle bir mail attı :)
Aynen copy-paste ediyorum mailde yazdıklarını ...

"Aaaa kac gundur bak bak kahvaltı sofrası... Zaten baktıkca canım cekiyo. Yeni yemekler istiyorummmm ;)))"

226. yazımı yazmama vesile olan, beni dürten Işık'a bu yazımı ithaf etmeyeyim de kime edeyim hele bir söyleyin bana :)

Yaz gelince geleneksel "Blog Rehavetleri" benim de üzerime çöktü sanırım.. Yoksa var . Bir sürü pasta ve tarif var bekleyen dile gelmeyi..Ama bir tembellik.Hani konusuz koymama düsturu var ya ben de :) Şimdi uzun uzun ne anlatsam diye düşünmeye üşenmek; başka bir şey değil anlayacağınız..

Çok eskiye gitmeden elimi son yazımdaki masada duran Muhammaraya atayım bari dedim ...
Muhammarayı çok duydum ama hiç yememiştim. Alaçatı seyahatimiz esnasında kaldığımız otelde sabah kahvaltılarında yemek nasip oldu ilk kez.. Eğer ekmeği fazla yemekten korkuyorsanız yapmayın, yapmak isteyenlere mani olun.. Sonra uyarmadı demeyin bak :)

Çünkü yok böyle bir şey...
İnsanın süresi, ısırası sonra yine süresi ve yine ısırası geliyor.. Ardı ardı devam eden bu eylem sizi o kadar mutlu ediyor ki birden bire tek hissettiğiniz şey önünüzde sürecek bir şey kalmadığında duyduğunuz öksüz kalmış duygusu ... Biraz daha olsa yine yerdim diyorsunuz ve ertesi sabah olsa da kahvaltı etsek diye düşlere dalmaya başlıyorsunuz :)

Muhammarayı bu kadar bohem bir kıvamda bir ben anlatmışımdır sanırım :) Atla deve değil.. Salça, baharat, ceviz ve zeytinyağının bir arada oluşunun verdiği bir mutluluk sadece ama sanırım ben bağımlı olmak üzereyim :)

En son bu kadar bir yiyeceğe sanırım 10'lu yaşlarımda tutku ile bağlanmıştım.. O da Mc Donald's
tutkum :) Sadece ve sadece double cheeseburger için yolumu hala değiştirebilirim , tüm yasaklarımı delebilirim :)

Neyse ... biz muhammara üzerine mübalağa yapmaya devam edelim ve tarife geçelim..
Tabii bu mübalağa kısmında değil, esas..

Size tam bir ölçü vermeyeceğim.. Bu ölçüleri kafanızda bence değiştirebilirsiniz.. Kullandığınız salçanın tuz oranına , ne kadar baharatlı seveceğinize göre eklerken hafif hafif tatmalısınız diye düşünüyorum. Benim yaptığım ölçüler:

  • 4 yemek kaşığı tepeleme domates salçası
  • 1 su bardağı ceviz (Rondodan hafifçe geçirdim, iri kıyılmış)
  • 1 çay kaşığı tuz
  • çay kaşığının ucu ile karabiber, kırmızı biber, kimyon, yenibahar, kekik
  • 2-3 yemek kaşığı ince kıyılmış maydanoz
  • 3-4 yemek kaşığı zeytinyağı

Tüm malzemeyi iyice karıştırıyoruz. Bazı tariflerde sarımsak ve ekmek içi okudum.. Tabii tercihen eklenebilir ancak ben ekmeği dayanıklı olmayacağını düşünerek, sarımsağı da sabahları rahatça yemek adına eklemedim..Benim Alaçatı'da yediğimde de ekmek ve sarımsak yoktu.

Güzel bir cuma ve güzel bir haftasonu geçirmeniz ümidiyle,

Afiyetle,



7 Temmuz 2008 Pazartesi

SEZON AÇILIŞI & BALKONUMUZDA KONUKLARIMIZLA KAHVALTI



Herkese güneşli günden güzel bir "TÜNAYDIN" ... Peçetelerim "Günaydın" mesajını verse de :)


Bir haftasonu daha bitti; hatta Temmuz ayının ikinci haftasına girdik bile.Bu kadar zaman olmasına rağmen balkonumuzda yazın ilk konuklarını ağırlamak henüz dün kısmet oldu. Adaş şekerim ve eşi Sinan balkonumuzu ve evimizi şereflendirdiler. Bu önemli konuklar ve sezon açılışına layık olmak adına brunch kıvamında bir kahvaltı hazırlamak istedim. Mönüyü belirlerken dersime de çalıştım tabii...Bizim onları ziyaretimiz esnasında öğrendiğim Sinan'ın patates tutkusunu zaten aklıma kaydetmiştim. Menemeni de sevdiklerini öğrendiğimde listenin ikinci maddesi de tamamdı..



Hem kayıtlarda tutmak hem de kahvaltıya misafir çağıranlara fikir vermek adına şöyle bir listelersek:





  • Klasik kahvaltılık (peynir, şarküteri,reçel çeşitleri, domates, salatalık vb..)






  • Pişi (nam-ı diğer hamur kızartması) ** Tarif vereceğim
  • Domates soslu biber kızartması

  • Muhammara ** Tarif vereceğim





  • Sosis - patates kızartması
  • Menemen
  • Taze lor & bal

  • Tatlı olarak - Yalancı Tavuk Göğsü (**Tarif vereceğim) & Kaymaklı Dondurma

Siyaseti, fotoğrafçılığı, blogculuğun eşlere olan etkisi, tarih bilinci, din ve toplum gibi çok yönlü sohbet konuları ile bezenmiş kahvaltı soframızda inanın nasıl vakit geçti hiç anlamadım bile. Hakkını vererek meğer biz cidden işi brunch havasına getirmişiz.

İyi ki geldiniz !

Aslında iyi ki bloglarımız var ve iyiki tanıştık !...

Afiyetle,

4 Temmuz 2008 Cuma

YOĞURTLA YAPILAN KEK





Bu başlığı Adaş Şekerim'den copy-paste usulü aldım...Ama neden..? Çünkü sonuna kadar haklı da ondan :)
Bu yazısını okuduğumda aslında bir çok sefer yoğurt ile kek yapmıştım ve kendi kendime düşündüm: "vallahi haklı" diye.. Engin de "bana şöyle dümdüz (kalıplarıma sinir oluyor) :) tepside bir kek yapsana" diyince hemen adaşımın bu tarifini denemeye karar verdim.
Sonuç : Müthiş !
Malzemeleri bir de ben yazayım, arşivde bulunsun :
  • 4 adet yumurta
  • 1,5 su bardağı toz şeker
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • 1 su bardağı yoğurt
  • 2,5 su bardağı un
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • 80 gr ince kıyılmış bitter çikolata

Ben yumurtaların hepsini aynı anda çırptım....

Yumurtaları şeker ile krema kıvamına gelene kadar çırpalım. Yoğurt ve sıvıyağı ekleyip çırpmaya devam edelim.

Toz malzemeleri eleyerek bir kapta karıştıralım, üzerlerine çikolataları ilave edelim. Tüm bu kuru malzemelerin üzerine sıvı karışımı da döküp bir kaşık yardımı ile karıştıralım.

Tepsinizi katıyağ ile iyice yağlayın ve yapışmaması için her yerine un serpelim.

Kek harcınızı dökün ve önceden ısıtılmış fırında 180 derecede yaklaşık 45-50 dk kadar pişirelim.

Kürdan ile pişip pişmediğini kontrol ederek fırından alalım.

Afiyetle,

1 Temmuz 2008 Salı

NİŞAN PASTASI GİBİ BİR DOĞUMGÜNÜ PASTASI

Dua dolu mesajlarınız için çok teşekkür ediyorum sizlere... Burada içindekileri dışa vurmak , birilerinin seni duyduğunu, hissettiğini bilmek bile başka bir duygu.Tarif edilemez.Sadece blog yazarları anlar sanırım bunu.

Bilirsiniz beni.Normalde izinden döndüğümde satırlarca severim anlatmayı tek tek neler yaptığımı.Bu sefer başrol tatilin olamadı.Bir bitişin haberi oldu malesef.

Koskoca bir haftayı devirip geri döndüğümde her şey aynıydı, bıraktığım gibi.Tek bir şey dışında bildiğiniz gibi.
Yemekbahane ya.. Şimdi bir bahane yaratıp bu puslu havayı kaldırmak istedim buradan.

O nedenle elimde yayınlamadığım bir pastacağızın resmini konduruveriyorum yazımın sonuna.

Bunu teknede kutlanan bir doğumgünü partisi için hazırlamıştım. Ama resmen nişan pastası gibi oldu. Gümüş rengi güller ve kurdelesi ile çok hoşuma gitti..



Haydi kalın afiyetle,

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails