28 Kasım 2008 Cuma

ÇITIR SOSİS & YOĞURTLU DİP SOS

Öncelikle bu fotoğraf için sizlerden özür diliyorum. Tam ikram etmek üzereyken konuklarımın önünden alıp makinaya sarılınca sonuç haliyle bu fotoğraf oldu :(

Görseli kötü, tadı muhteşem bu ikramı, kahvaltıya, çaya ya da yemek sonrası içki için gelen konuklarınıza gönül rahatlığı ile sunabilirsiniz. Emin olun, bu ne? nasıl yaptın? gibi sorular alacaksınız? Yapılışı o kadar kolayki, anlatması da yemesi kadar kısa sürecek :)

Malzemeler:

  • Sosis (Kaç kişiye ikram edecekseniz sayıyı ona göre ayarlayabilirsiniz)
  • Yufka (Genelde 1 adet yeterli oluyor)
  • Kürdan
  • Kızartmak için sıvı yağ

Sosisleri dilimliyoruz. Bir gazoz kapağı ya da ufak yuvarlak bir kalıpla üst üste katladığımız yufkayı kesiyoruz. Bir sürü yuvarlak yufkamız oluyor. Kürdanlara bir sosis, bir kaç kat yuvarlak yufka şeklinde sırayla diziyoruz.

Hazırladığımız bu kürdana dizili sosis ve yufkaları kızgın yağda kızartıyoruz.

Bu ikramı şu dip sosla ikram edebilirsiniz :

  • 2 yemek kaşığı yoğurt (tercihen sarımsaklı)
  • 3 yemek kaşığı mayonez
  • 1 çay kaşığı kuru nane
  • 1 yemek kaşığı ince kıyılmış dereotu
  • tuz

Afiyetle,

22 Kasım 2008 Cumartesi

ÇİKOMUN DOĞUMGÜNÜ PASTASI



Eğer bir şeyleriniz eksikse hayatta arkadaşlarınız daha da özel olur sizin için. Benim hayattaki eksiklerimi dolduran, 30 yıllık yaşantımın çeşitli dönemlerinde hayatıma girmiş ve hala benimle olan çok özel insanlar var, artık çoğuna sadece arkadaş gözü ile bakmadığım, içimin titrediği insanlar. Onlar haslar.. Bana has. Has insanlar.Has arkadaşlarım.
Bir tanesi çok değil 5 yıl oldu hayatıma gireli. Öyle bir girdi ki..Büyük aşklar kavga ile başlar derler ya , aynen öyle.Ama onun varlığı beni çoğu zaman o kadar mutlu kılıyor ki, o kavgaya bile şükrediyorum şimdi.
Birbirinden bu kadar farklı ama bir o kadar benzer olmak.İşte bu bizim tarifimiz.Eksikliklerimiz bizi ortak kılan sanırım. Bu eksiklikler ile dimdik kalma çabamız.
Ağladığımda omzunu verdiğin, benimle çılgınca dansedebildiğin, yemeğin en hasını yerken kiloların derdine düşmediğin ama karnın doyunca yine benimle zayıflamanın peşine düştüğün, en ayıbı dobraca dile getirdiğin, o yapar diye güvenebildiğim için sağol....
Çikom ! Sana Uğur'lu nice 30 yıllar diliyorum !!!!

İyi ki hayatımdasın!

17 Kasım 2008 Pazartesi

BİR ANNENİN DOĞUMGÜNÜ PASTASI



Bir anneye söylenebilecek en güzel söz, en değerli hediye budur sanırım. O'nu sevdiğini söylemek, göstermek.

Bu pasta öyle bir anneye yapıldı ki, çocukları ile yanyana gelince annesi sanmak pek mümkün değil.Sema Abla'cığım , tekrar doğumgününü kutluyoruz ...




Afiyetle,

13 Kasım 2008 Perşembe

EV YAPIMI CEZERYE - HAVUÇLU TRUFF

İki isim de kulağa hoş geliyordu birinden vazgeçemedim :) Biri alaturka biri alafranga olsun bari :)

Şirkette yine sosyal yardımlaşma faaliyetlerine gelir oluşsun diye gerçekleştirdiğimiz Yöresel Yemekler Kermesi'ne tatlı olarak ben de bu tarifle katıldım. Yemesi çok keyifli, çikolatalı muadillerine kıyasla biraz daha masum diyebileceğimiz bir tatlı. Farklı sunumlarla ikram edilebilir. İster böyle truff şeklinde , ister piramit pasta şeklinde, ister çiğ köfteler gibi kocaman şekil verilerek ve ve ve... gerisi hayal gücüne bağlı !

Malzemeler:
  • 4-5 adet orta boy havuç
  • 2 su bardağı toz şeker (çok şekerli sevmiyorsanız zevkinize göre azaltabilirsiniz)
  • 1,5 su bardağı su
  • 2 paket petibör bisküvi
  • 1 kase iri dövülmüş ceviz
  • 2 yemek kaşığı tereyağ (oda ısısında)
  • hindistan cevizi

Havuçları rendeleyip, bir tencereye koyuyoruz. Üzerine su ve toz şekeri ilave edip, orta kuvvetteki ateşte suyunu iyice çekene kadar pişiriyoruz. Pişen havuçları bir kaseye aktarıp biraz soğumaya bırakıyoruz. Üzerlerine cevizi, tereyağını, iri iri parçalanmış bisküvileri ilave edip yoğuruyoruz.

Daha sonra yaklaşık 30 dk buzdolabında bekletiyoruz.

Yuvarlayarak hindistan cevizine bulayıp servis ediyoruz.

Afiyetle,

9 Kasım 2008 Pazar

MARBLE CAKE


Marble Cake nedir? Evet sanırım önce bu soruyu cevaplamak lazım. İngilizce kelimeleri tek tek yorumladığınızda "mermer kek" olarak sonuç çıkıyor, yani mermere benzeyen kek. Nasıl yani nesi mermere benziyor? Sert mi? Yooo... Görüntüsü tabii..İki renkli yapılan yani yarısı kakaolu yarısı sade olan keke pastacılık camiasında efendim "marble cake" deniyormuş.Bunu da bu şekilde açıklamış olduk.

Eee aslında evlerimizin mihenk taşı, mutfaklarımızın vazgeçilmezi yılların kekinin adı meğer buymuş.Buyrun bir yaşımıza daha girelim :)

Bu keki aslında yaparken kafamda sadece şu fikir vardı :
Kocaman olsun, kalabalık bir gruba yetsin. İstediğim kadar oldu da. Kalabalık misafir grubunuza ya da uzun süreli tüketime uygun bir kek oldu..Hani yazlıklarda yapılır, saklama kabında tutulur, akşam beş çayında çıkartılır çıkartılır tüketilir ya o cinsten işte.

Kekin tarifinde bu uygulamadan feyzaldım, yani yine adaş şekerimden.
Bir kaç küçük değişiklikle beraber yaptığım bu keki Engin'in elinden zor aldığımı belirtmeden geçemeyeceğim.Sonrasında hani farklı olsun, siteye malzeme çıksın diye yaptığım tüm kekleri inatla reddetti. Adamcağız buna fena takılmış durumda:)



Gelelim malzemelerimize;
  • 8 adet yumurta
  • 2,5 su bardağı toz şeker
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • 1,5 su bardağı yoğurt
  • 4 su bardağı un - birden ilave etmemekte fayda var.
  • 1,5 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • 2 yemek kaşığıtoz kakao
  • 1 çay bardağı file fındık
  • kalıbımızı yağlamak için bir miktar margarin

Yumurtaların hepsini kırıp, toz şeker ile krema kıvamına gelinceye kadar çırpıyoruz. Daha sonra bu karışıma sıvıyağ ve yoğurtu ilave edip, çırpmaya devam ediyoruz. Un, kabartma tozu ve vanilyayı da ekleyip boza kıvamında bir karışım elde ediyoruz. Bu karışımın 1/3 'ini başka bir kaba alıyoruz ve buna kakao ilave edip iyice karıştırıyoruz.


Kek kalıbımızı margarin ile güzelce yağlıyoruz. Kekin taban kısmına file fındıklarımızı serpiştiriyoruz. Daha sonra önce sade karışımdan bir miktar döküyoruz. Üzerine kakaolu karışımın tamamını döküp bir çatal yardımı ile hare hare şekiller yapıyoruz. Son olarak kaln tüm sade karışımı tekrar döküyoruz ve yine çatalla hafifçe şekiller yapıyoruz.


Önceden 180 derecede ısıttığımız fırında yaklaşık 40-45 dakika kadar pişiriyoruz. Bir çubuk ya da bıçak batırarak ortasının pişip pişmediğini kontrol ediyoruz. Pişen kekimizi fırından çıkartıp bir ızgara üzerinde hafifçe kendisini çekmesini bekliyoruz. Daha sonra servis edeceğimiz tabağımıza ters çevirip kalıbından çıkartıyoruz.



Bu arada dün akşam Mustafa'yı seyretmeye gittim. İyi ki o kadar çok eleştiriyi okuduktan sonra gitmişim. Ben filmi çok beğenerek izledim. Taraflı bakmadım, ne mesaj verdiği ile değil, O'nun içindeki adamı seyrettim ve ATATÜRK'e bir kez daha hayran oldum. Filmde geçen bir söz tüylerimi ürpertti ve göz yaşlarıma engel olamadım.

"Her şeyi benden bekliyorlar" ...


Ne yazık, bu hala değişmedi... Can Dündar'ın bir TV programında söylediği gibi başımıza ne gelse gidip Ata'mıza şikayet ediyoruz Anıtkabir'de. O'nun gibi birisinin gelmesini bekliyoruz belki de için için..Ya da keşke erken göçmeseydi bu dünyadan diye iç geçiriyoruz. Ya biz ne yapıyoruz? O'nun mirası için ne yapıyoruz? Neden hep bekliyoruz? Mustafa'yı izlerken sadece düşündüğüm, ne istediğini bilen ve bunun için varını yoğunu ortaya koyan müthiş bir insan. İçindeki Mustafa ile ATATÜRK olan bir önder.

Herkesin görüşleri farklı farklı..Ama bir filme bu kadar ağır misyonların yüklenmesini ben doğru bulmuyorum. Bu belgesel ne Atatürk'ümüzü sevenlerin sayısını azaltır, ne de çoğaltır. Sevmeyen O'nu bu filmle sever hale gelmez. İlkokul'dan başlayan zafer hikayeleri ile dolu kitapları okurken, aldığı soluğun , özgürlüğün , dilini, dinini serbestçe yaşarken ama buna rağmen hala farklı düşüncede olan bu filmden bir mucize çıkartmaz.Diyeceğim o ki, sonuçta memnun olsanız da olmasanız da gidin görün. İstemek ve başarmanın arasındaki çizgiyi ve bu çizginin rotasına bakın.

Yarın 10 Kasım..

Saygıyla anıyorum ...

5 Kasım 2008 Çarşamba

BİR YAŞ PASTASI VE KURABİYELERİ

Bir şeklinde pasta yapmak gerçekten çok keyif veriyor bana. Hele bir de pastayı sipariş edenler aynı pastayı birebir istemediler mi, dünyalar benim oluyor diyebilirim. Belki yanlış ama aynı şeyi yapmaktan çok keyif almıyorum, muhakkak bir yenilik, bir farklılık olmalı, kişiye özel olmalı.

Sevgili Işık, yeğeni Ayşe için bir yaş pastası isteyince bana bu özgürlüğü tanıdı sağolun. "Renkli olsun" "Sevimli olsun" dedi ve gerisini bana bıraktı :)
Bayılıyorum böyle müşterilere :)

Pastayı yine beyaz zemin üzerinde renklendirmeyi tercih ettim. Zeminde beyaz olunca kullanılan renkler kendini çok daha güzel gösteriyor diye düşüyorum. Minik Ayşe'nin sevebileceği ve tanıyabileceği hayvan figürlerini yapmaya karar verdim...

Kuzu, arı, kedi, kelebek ve uğur böceğini tercih ettim.

Tabii bir de çiçekleri..

Madem bu kadar çiçek ve hayvan oldu, en iyisi bahçe konsepti olsun. Işık , bir önceki pastada da kullandığım küpler üzerinde isim modelini çok beğendiği için onu uyguladım.

Pastanın beraberinde gelen konuklara dağıtılmak üzere kurabiye de istendi. Kurabiye modeli olarak "1", çiçek ve kelebek tercih edildi. Eee pastaya da bu konsept hakim olunca tam takım oldular diye düşünüyorum.


İlk kez bir kurabiyesi yaptım. Evde bir kartona çizdiğim modelle kendime bir kalıp yarattım ve bu şablonla kestim hem kurabiye hamurunu hem de şeker hamurunu. Kurabiyelerin de üzerinde kelebek ve çiçek figürlerini tercih ettim.


Tüm kurabiyeleri saplı çalıştım, poşetlemeden önce dore rengi kalp tabanlıklara yerleştirip öyle paketledim.

Minik Ayşe'ye nice mutlu yıllar diliyorum!

2 Kasım 2008 Pazar

PIRASALI BÖREK


Bu tarifi bekleyen en az 3-4 kişi biliyorum. Geçen hafta aramızda yapacağımız küçük bir kutlama için şirkete götürdüğümde o kadar çok rağbet gördü ki, o günden beri siteye ne zaman koyacağımı sorup duruyorlar :) Aslında o kadar da özel bir tarifi yok. Genelde hemen hemen yaptığım tüm tepsi böreklerinde uyguladığım yöntemi uyguladım ki bunu sanırım börek yapan herkes biliyordur.
Bahsettiğim kutlamaya börek yapmaya karar verdiğimde, ıspanaklı mı yapsam, peynirli mi diye düşünürken pırasanın çıktığı aklıma geldi ve pırasalı yapmaya karar verdim. Pırasaya karşı olabilecek yaklaşımlardan biraz çekinsem de yaptım ve tüm tereddütlerim çok şükür ki boşa çıktı.
Yapımı basit ve tadı son derece lezzetli bu böreği temel börek tarifiniz olarak kullanabilir, iç malzemeyi değiştirerek farklı tatlar yaratabilirsiniz.

Malzemeler:
  • 5 yufka
İç malzeme:
  • 1 kg pırasa
  • 2-3 yemek kaşığı sıvıyağ
  • 2 çay kaşığı karabiber
  • Arzuya göre kırmızıbiber
  • tuz

Sıvı harç malzemesi:

  • 2 yemek kaşığı yoğurt
  • 2 yumurta
  • 1 su bardağı süt
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 1 çay kaşığı - silme - tuz

Pırasaları ince ince kıyıyoruz. Derin bir tavaya ya da tencereye sıvıyağı ve ince doğradığımız pırasaları ilave edip orta kuvvetteki ateşte sotelemeye başlıyoruz. Pırasalar iyice cansızlaşıncaya kadar sotelemeye devam ediyoruz. Pişmesine yakın tuz, karabiber ve kırmızıbiberi ilave edip ocağın altını kapatıyoruz.

Derince bir kasede tüm sıvı harç malzemelerini çırparak hazırlıyoruz.

Fırın tepsimizi margarin ile yağlıyoruz. İlk kat yufkayı kenarları dışarıda kalacak şekilde tepsiye seriyoruz. Bir miktar sıvı harçtan döküp heryerine eşit gelmesi için fırça ya da karşık ile yayıyoruz. İkinci yufkayı ikiye bölüp yarısını tepsiye döşüyoruz. Sıvı harç döküp ikinci yarısını diğerinin üzerine seriyoruz. Yine sıvı harçtan sürüyoruz. Üçüncü yufkayı da ikiye bölüyoruz. İlk yarıyı döşüyoruz ve bu yufkanın üzerine hazırladığımız pırasalı iç malzemenin tamamını döküyoruz. Heryere eşit olarak dağıttıktan sonra üçüncü yufkanın ikinci yarısını üzerine döşüyoruz. Sıvı harç işlemini tekrarlayıp dördüncü yufkaya geçiyoruz. Bu yufkayı da ikiye bölerek aynı şekilde yufka-harç işlemi ile tepsimize döşemeye devam ediyoruz. Son yufkayı bütün şekilde son kat olarak seriyoruz ve bu aşamada tepsinin dışında kalan kenarları da içeriye topluyoruz. Hazırladığımız böreğimizi enine ve boyuna dilimliyoruz. Kalan sıvı harcı bir kaşık yardımı ile tüm böreğin üzerine eşit miktarda döküyoruz. Bu aşamada harcın kestiğimiz dilimlerin de arasına gitmesi önemli. O nedenle tepsiyi aşağı yukarı sallayarak harcımızı dağıtıyoruz.

Süslemek için varsa ya da arzu edilirse çörek otu ve/veya susam serpiyoruz.

Önceden 180 derecede ısıttığımız fırında yaklaşık 25-30 dakika kadar pişiriyoruz.

Afiyetle,

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails